KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI UZUNYAYLA KAN BANKASI UZUNYAYLA EMLAK UZUNYAYLA TV UZUNYAYLA FORUM UZUNYAYLA RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

NARTLAR; ADİĞE YİĞİTLİK DESTANI 3

IV


 


          “Nartlar” epopesi (destanı) Adigelerin ulusal destanıdır;o,Adige halkının çok büyük,devasa bir yapıtıdır;Kafkasya’nın “dedelerinin” gelişmiş insanlığının,yaratıcı-üretici yeteneğinin,kahramanlığının,mertliğinin,zekasının olumlu ve parlak bir yansımasıdır. Adige ulusal destanı “Nartlar”,Adige halkının bir zenginliği,tarihteki yolculuğunun bir “vakayinamesi” ve örnek kodeksidir.Destan,Adigelerin gücünü,kavrama yeteneğini,düşünce (amaç) ve özlemlerini, karakter ve geleneklerini olduğu gibi taşıyarak günümüze getirmiştir.


           Destanda yer alan bir Nart kişisi hangi  irilik ya da  büyüklüktedir?


           Nartlar  normal insan ölçülerinde kişilerdir,ama güçlülük ve  dayanıklılık yönünden insan ölçülerinin çok daha üstündedirler.Bu nedenle Nartların eskiden yaşamış ayrı bir insan soyu (topluluğu) olduğunu sananlar da vardır.Ama hiçbir arkeolog bugüne değin,arada sırada karşılaşılmakta olan bir iki iri insan iskelet ve kemiği dışında,eskiden yaşmış iri ve devasa bir insan soyuna ilişkin hiçbir kanıt bulamamıştır.Günümüzde de böylesine  bir iki iri insanla karşılaşılması mümkündür.Bu örnekleri kanıt diye öne sürmek doğru olmaz,ama söylenebilecek  şey, insanların eskiden doğayla daha iç içe yaşadıkları,daha iri kemikli ve gövdeli oldukları gerçeğidir.Yukarıda değindiğimiz gibi, destandaki Nartlar,kendilerini yücelten şarkı,türkü ve öykülere koşut olarak,alabildiğine abartılmış ve başlarından onca şey geçmiş güçlü örneklere dönüştürülmüş kişiler olabilirler.Nartları,şarkı ve öykülerinde anlatıldığı gibi,eskiden yaşamış iri bir insan soyu oldukları biçiminde düşünemeyiz,Nartlar halk fantezisinin (düş dünyasının) yarattığı iri insan örnekleridirler sadece.Yukarıda da değindiğimiz gibi,Nartlar ayrı bir insan soyu değildir,Nartlar insan beyninde yaratılmış kişilerdir;şarkı ve öyküleri de ona göre oluşturulmuştur (35).


          Nartların  “tanrısı”  var mıydı,dinsel bilinçleri hangi düzeydeydi?


          Tanrı inancı,sonradan oluşmuştur.


          Sınıfsız insan toplumunun ilk döneminde  henüz bir dinsel oluşum (din) yoktu, din bilinmiyordu.Bu nedenle,Nartların  başlangıcı döneminde,dinsel motiflerin Nart destanında yer almadığı düşünülebilir,ama sonraları izlediği  uzun tarihsel yolculuk süresince değişik dinsel görüntülerin  destana yansımış olduğu  söylenebilir.Ayrıca Nart metinlerini yazıya geçiren ve onlara yeni “biçimler vererek” yayınlayanların da tanrısal görüntüleri sanatsal amaçlarla metinlere katıştırdıkları düşünülebilir.


         Eski söylentilerin gelişmesinde dinin özel bir önem taşıdığını  marksist-leninist görüş yadsımaz.Ancak,destan konusunda çalışan bir iki araştırmacı,bir mitolojik teori (kuram) olarak 19.yüzyıl Rusya’sında geçerli olan bazı görüşlerden etkilenerek,yaşamda ve doğada gerçekleşen olayların bir  “Tanrı buyruğu” sonucu oluştuğu ve başlangıcın bir tanrısal kaynağa dayandığı biçiminde görüşler de öne sürdüler.Bu tür kişilerden en tanınmış olanı 19.yüzyılda yaşamış Rus araştırmacılarından  F.İ.Buslayev  idi;Buslayev sanatın kökenini mitoloji ile dine dayandırıyor,“Din ana etkendir,din yaratıcılığa büyük bir güç katar” (36) diyordu.Bu yüzden Buslayev ve yandaşları,destanı yaşamın  değil, tanrının bir ürünü olarak görüyor,destanın tanrısal bir kaynağa dayandığını söylüyorlardı.


        Mitoloji  okulu yandaşları,destanda adı geçen kahramanları (kişileri),  gökyüzü,orman ve su ile ilgili  değişik görevler  üstlenmiş   politeist (putperest) tanrılar  imişler  gibi sunuyorlar,dolayısıyla destanı da tanrıların bir destanıymış gibi tanıtmak istiyorlardı.Bu burjuva mitoloji okulunun yansımaları,bazı Oset Nart söylenti  varyantlarını  da (değişkelerini de)  anımsatıyorlar,bu burjuva edebiyat “düzenleyicileri” ,Grek mitolojisinin düzenlenişi örneğinden yürüyerek,destanın tanrılara ait bir destan  olduğu görüşünü  savunuyorlardı.Nart destanını, tanrıların bir  destanı imiş gibi görmek,destanın kendisini,o destanı yaratmış olan insanlardan,halktan koparmak ve soyutlamak olur ki, bu da büyük bir yanılgıya yol açar.


          Aynı biçimde P.Ostryakov 19.yüzyılda Kabardiya’da Nart Ş'evay’a (Шъэуай) ait söylentileri yazıya geçirdi,onlara kendi anlayışına göre “biçim verip” “Vestnik Yevropı”(37) dergisinde yayınladı.Söylentilere,izlediği mitoloji ekolüne uygun olarak,Adem ile Havva’dan başlatıp  belirgin bir tanrısal önsöz (giriş)  de yazdı.


          Oysa Nart söylentilerinde böylesine tanrısal konulara ve insanlar arasında bulunan gelişmiş dinsel görüntülere  belirgin olarak fazla rastlanmaz.Ancak,yukarıda da değindiğimiz gibi,değişik dönemlere ait dinsel görüntüler ve izler,şarkılarda bulunmuyor  da olsalar, daha sonraları, destan anlatıcılarının kendilerinden kaynaklanmış olarak,düzyazı  öykülerine katılmışlardır.Bugünkü Adige şarkıcı ve destancıları ise, Nartları,kuşkusuz birer tanrı olarak görmemektedirler.Nart destanında  öne çıkan mitolojik motif,birçok yerde tanrıya karşı gelme,baş kaldırma ve onunla savaş biçimindedir.Buna en iyi örnek de Nesren-jak’e’nin (Sakallı Nesren) dağa zincirlenmesi olayına ilişkin olarak anlatılan Adige söylentileridir.


 


V


   Destana göre Nartların yaşam biçimi ve toplumsal ilişkileri nasıldır?


       En eski destan biçimleri olduklarını söylediğimiz şarkı (uered/орэд/chant) ve türkü  (pşınatl/пщыналъ,makamla söylenen şiir/byline) parçalarını,örneğin “Nart  Şebatınıko”yu ele alıp incelediğimizde Nartların aile (soy/л1акъо) toplulukları biçiminde değişik bölgelerde,Tyene (Тенэ/Don),Pşıze (Пщызэ/Kuban),İncıc (İndjıdj;Zelençuk),Varp (Urup), Laba ve Pşış ırmakları  boylarında,Kafkas Dağlarında,Karadeniz,Kerç Boğazı (Хы Т1уалэ/Xı Tvuale) ve Azak Denizi (Хы Мыут1э/Xı Mıutve) kıyılarında yaşadıklarını görürüz.Bu yerlerin adları şarkı ve türkülerde söylenmektedir. Örneğin,Nart Şebatınıko, başka bir yerden Nartların yanına gelecek olduğunda:


 


                         Tyene qıreğuaze,


                           Ğuaze qırıdekva,


                           Pşıze yiyikvığoxer,


                           Şıçepeps femıxhua..”


 


                          Don Irmağı boyunu izliyor,


                           Bu yana (güneye) doğru ilerliyor,


                           Kuban Irmağının geçiş yerleri,


                           Atının böğrüne bile değmiyor…”


 


          Şebatınıko Nart çobanı ile karşılaştığında,ondan  “kent”  ya  da “köy” adı sormuyor -çünkü böylesine toplu yaşam  biçimleri henüz oluşmamış olmalıydı-“Aleglerin evine giden yolu söyle” diyor ve çobandan yolu göstermesini  istiyor.


          Eski  insan karakteri  olan sertlik  ve diklenmeyi Şebatınıko ile  Nart çobanı arasındaki atışmada da görüyoruz.Bu da destanın çok eski çağlardan gelmekte olduğunu bize gösteren kanıtlardan biridir.


           Şebatınıko örneği  ve  onun davranışları,çok eski  bir  dönemde,yani kılıcın konuştuğu,at sırtında ve kılıç belde,kötülere meydan okunarak ve yiğitlik yolunda dolaşıldığı,güçlünün sözünün geçtiği bir dönemi,yiğitlerin Base Ovasını bir baştan öbür başa tozuttukları bir dönemi bize göstermektedir (Басэ губгъо/Base Gubğo/Base Ovası-Laba Irmağı ile Kuban Irmağı arasında bulunan ve güneyde Kafkas Dağlarına dayanan  ova).       


          Nartların atlarının bilinen özel adları vardır:Thojıy (Тхъожъый-Savsırıko’nun atı),Çemdej (Чэмдэжъ-Koles’in atı),Ş’oyehuç’e (Шъоехъукlэ-Verzemeg’in atı),vb.Nart atlarının ilginç özellikleri ve gizli yanları vardır.Sözgelişi Savsırıko’nun atı Thojıy çok akıllı, zeki ve binicisinin danışmanıdır.


           Nart destanının toponomisi,“yer bilimi”,yani yerlerin,denizlerin,ırmakların ve tepelerin adları neleri  anlatmaktadır?Destanda ne gibi yer adlarıyla karşılaşmaktayız?


           Adige ve Abhaz metinlerindeki biçimiyle,Setenay’ın çamaşır yıkadığı yer –Pşıze (Kuban Irmağı );Şebatınıko’nun,atının böğrüne bile su değdirmeden,yüzerek geçtiği yer-yine Pşıze;“izlediği yol” -Tyene (Don Irmağı);atlarını güçlendirme ve tedavi  için suya sokmaya  (хыпс хэгъахьэ/xıps xeğahe)  götürdüğü yer-Varp (Urup Irmağı);Nartların kendilerinin   yüzdükleri yer- Labe (Laba Irmağı);Nart Ş'eveç’ase’nin (Шъэок1асэ/Ceuekvase) kızkardeşi  olan Pak’o’nun (Пак1о) salla geçtiği  ırmak-Şhaguaşe (Шъхьагyащэ/Chaguaşe-Rusça:Byelaya ya da Belaya;başka bir anlatıya göre de Pşış Irmağı); Natkuaceler'in (Наткъуаджэ/Natquadje) bir bölümünün yaşadığı yer-Nat-psuh (Нат псыхъу/Nat-psıxhu;Nat Irmağı);Savsırıko’nun yınıjı (devi) içine sokup dondurduğu  ve boynunu uçurduğu  yer-H’ı Ş’uts’e (Xы Шlуцlэ/KaraDeniz);Setımıko kardeşlerin  memleketi –Tuapse (Т1уапсэ);Nartların at sürülerini yüzdürüp geçirerek getirdikleri  yer- H’ı T’uale (Хы Т1уалэ/Xı Tvuale/Kerç Boğazı); Nesren-jak’e’nin zincire vurulduğu yer - Kafkas Dağı (38).Bu yerlerin kapsadığı devasa bir alan, Nart coğrafyasını oluşturmaktadır.


       Nart destanında karşılaştığımız bu yer  adları Adigeler açısından yeniden incelenmesine ve “kanıtlanmasına” gerek bulunmayan Adige yerleşim yerlerinin adlarıdır;yani Adigelerin en eski zamanlardan beri üzerinde yaşadıkları yerlere kendi dillerinde verdikleri yer adlardır.Bu yerler,Moğolların,İranlıların ya da Alanların eski yerleşim yerlerinin adları değil, Adigelerin bilindik yerleşim yerlerinin adlarıdır.


       Sonuç olarak Nartlar’ın toponomi ve coğrafyası,bize eski Adigey (Çerkesya) toprağının “dilini”  sunmaktadır.       


   “Nartlar”  destanını değişik bilimsel yönlerden ele aldığımızda,destanın bir Adige yaratısı ve Kafkasya’da oluşturulmuş olduğu gerçeği açıkça ortaya çıkmaktadır.Destanın Kafkasya ile bir ilgisinin bulunmadığını,tamamen Alan kökenli olduğunu öne sürenler,iddialarına  hiçbir bilimsel kanıt  gösterememektedirler.Bununla birlikte,biz yine de destanın değişik yönlerini incelemeye ve öğrenmeye  devam edeceğiz.     


         Nartların kulandıkları ölçü birimleri nelerdir?


     Nartların uzunluk-mesafe ölçü birimi “kuvoğ” (куогъу/kuuoğu), yani bağıran birinin sesini  ulaştırabildiği mesafedir;“kuuoğuiş”-üç ses mesafesi;“kuuoğuibl”-yedi ses mesafesi,yani  art arda ses aralıklarıyla dizilen yedi kişinin sesinin ulaştığı toplam mesafe; “kuuoğuibğukve yebleğığeu”-dokuz ses mesafesi kadar;zı “mafe”-bir günlük,zı “maze”-bir aylık,zı “yıtles” - bir yıllık yol deyimleri kullanılıyor ya da “азфагу зы мэфак1о илъ/azfagu zı mefakvo yıtl” - “aralarında bir günlük yol  var”,diyorlardı.


        Nartların yükseklik ya da  derinlik ölçüleri  de  şöyledir:“лъапшъэм щиз/tlapcem  şiz” - topuğuna kadar;“tlekvapvem  nes”- diz boyu,dizine kadar;“nıbıdjım nes”-göbeğine, beline kadar;“bğem nes”-göğsü boyunda;“tamem nes”-omuzuna kadar;“шъхьапэ шыгу нэс/chape şıgu nes”-tepesine,başı üstüne kadar.Bunları insan,at ya da sığır ölçülerine göre söylüyorlardı.Örneğin,Aleg’in ünlü evi:


                         “Uıne qyebe-nyeba,         ( Kocaman-iri bir ev,


                         Aş yıpevutlacori                Evin sürgüsü bile


                    Şı bğelıbem qesa”      Bir at göğüs kafesi boyunda)


 


        Daha  başka “exhombe  barmıq”-“parmak boyu” diyorlar;örneğin “exhombe  barmıqım uıçvezğepşın” denildiğinde-“seni baş parmak ile işaret parmağı arasından ezip geçiririm”  anlamı anlaşılmaktadır.


        Genişlik (en) ölçüleri de;“zale”-parmak eni,genişliği;“tvuale”-iki parmak genişliğinde; “şale”-üç parmak eninde;“pvale”-dört parmak genişliğinde;“edeqabj”-el ayası,avuç genişliği;“bjiz”-karış,baş ve serçe parmakları arası açılmış mesafe;“eplvakvu”-kulaç, açılmış iki kol arası mesafe;“tleubequ”-adım,biçimindedir.


        Ayrıca “tha” (тхьэ) dedikleri bir ölçüleri de vardır:Aleglerin evi “otuz tha uzunluğunda, boyunda” (the şekv yıkvıhağa) diyor Nart çobanı,şarkı içinde Şebatınıko’ya verdiği yanıtta.Şimdiki metrik sisteme göre söylemek gerekirse,bir “tha”,yaklaşık bir metre kadardır;Nart Aleg’in evi de,destandaki anlatıya göre,30 metre boyundaydı.


       Nartların ağırlık ölçüleri de,bir kişinin,bir atın ya da bir öküzün “kaldırabileceği” ya da “çekebileceği” ağırlık (yük) idi.Sözgelişi:


               


                  “Aledj yaunezhı                  “Aleglerin evinde


                   Kvesenıbe kveta.              Çok sayıda sütun bulunur.


                   Kveseneui kvetıxer            Sütunların her birini


                   Tsuyme zerafaşa!..”    Ancak sekiz öküz çekebilir!..”


 


       Nart anlatılarında atasözü (txıde) ve söylentiler biçiminde karşılaşılan sayılar da,şı-üç,“mefişe zışesım uınağom şışı xhujığe”(üç gün konuk olarak kaldıktan sonra aileden biri sayıldı);blı-yedi, “mefibl djegu facvığ” (ona yedi gün boyunca eğlenti düzenlediler);bazen “8” ya da “9” sayısı-“Псибгъу уи1эми хэсхын!/psibğu uiemi xesxın!”(dokuz canlı da olsan elimden kurtulamazsın!);ya da “yüz olmaya bir eksik” yani “99”.Bütün bunlarla, Nartlar dışındaki diğer sözlü anlatılarımızda da karşılaşılmaktadır;bütün bunlar,Adige toplumsal geleneklerimizden ve  ulusal özelliklerimizden kaynaklanmış olan öğelerdendirler.


       Destan parçalarını okurken,Adige tarihi bir şerit gibi gözümüzün önünden geçiyor ve uzak geçmişimiz karşımızda adeta yeniden canlanıyor.


 


         


VI


                                                                             


         Eskiden yaşamış insanların  dünya görüşleri,doğa güçlerini algılayışları,doğanın “gizlerini” yorumlayış biçimleri,özlemleri,yaşam için sürdürdükleri uğraşılar,sonunda da,tüm insanlık kültürünün geçirdiği aşamalar,Adige Nart destanındaki öykü,türkü ve şarkılarda da aynen görülmektedir.Bütün bu olumlu yönleriyle,Nart destanı,dünya kültürü içinde seçkin bir yer tutmaktadır.


        Her toplum,gelişim süreci içinde,aynı evreleri geçirerek yoluna devam etmiştir. Bu nedenle Adige Nart destanı ile eski dünya mitolojisindeki bir çok argümanlar (kanıtlar) ve özellikler birbirine benzemektedir.


        Sözgelişi ateşi getiren ya da çalan kişi örneği,dünya mitolojisinde en çok bilinen örneklerdendir.


         Adige Yiğitlik Destanı Nartlar’daki Savsırıko’nun özellikleri ile eski Grek mitolojisindeki özellikler birbirine benzemektedir.Nart Savsırıko’nun ateşi getirişini anlatan türküyü anımsayalım ve onu Grek söylencesiyle karşılaştıralım:


         ...Nartlar seferdeyken şiddetli bir tipiye yakalanır ve  zor bir duruma düşerler. Yanlarında ateş yoktur.Ancak,hiç beklemedikleri bir anda,arkalarından Savsırıko yetişir ve hemen ondan ateş isterler.


 


    Gök kubbe adına and  içerim,


              Yalanım varsa canım çıksın,


    Gerçekten ateşim yok,


    Yok,ama bulur getiririm!..


 


diyor Savsırıko.Atı Thojıy’e atlayıp ateş getirmek için korkunç yınıj’ın (dev) yanına gidiyor, zorlukları aşıp onu alt ediyor ve ateşi Nartlara getiriyor.


          


             Nart atlıları için büyük bir ateş yakıyor.


             Bundan daha sevindirici bir şey olamazdı  o an Nartlar için!..


      


             Nart Savsırıko insanlara böylesine bir yardımda bulunuyor,onların mutluluğu için canını dişine takıp büyük bir uğraş veriyor. Bu özellikleriyle Adige Savsırıko’su ile Grek Prometheus’u birbirine benziyor.


             Nart Savsırıko gibi,ateşi getiren Prometheus da insanların mutluluğu için uğraş veriyor.Grek söylencesine göre,Prometheus,Tanrılar tanrısı Zeus’tan çaldığı ateşi insanlara getiriyor.


             Tanrılara karşı geldiği,tanrı sözünü dinlemediği için,Prometheus,Zeus’un buyruğuyla Kafkas Dağı’nda zincire vuruluyor.Bu olayın aynısı,Adige anlatısında,Nesren-jak’e’nin de başına geliyor,onu da Kafkas Dağına zincirliyorlar:


 


                “Eyvah,eyvah! Nart Nesren’e,


             Nesren-jak’e’ye,


             Ne gibi bir yanlış yaptın sen,


             Tanrı buyruğunu,


             Hiçe mi saydın sen,


             Sen tanrının gazabına uğrayan,


             Sen dağa kaldırılan,


             Sen zincire vurulan!..”


 


diyor Adige türküsü (pşınatle). 


        İnsanın “bebeklik”,yani bilincinin doğuşu aşamasında,henüz dünyaya doğru bir maddi bakışının bulunmadığı;insanın anlayamadığı olayları kendi  öznel (kişisel) kanılarını da katarak yorumladığı ve insan ruhunun bazı maddi varlıklarda saklı olduğu,bazı özel kişilerin isteklerinin Güneş,Tanrı ve doğa tarafından yerine getirildiği ve doğa olaylarının (yağış,yıldırım,şimşek,vb’nin) birilerinin istemesi sonucu gerçekleştiği gibisine inanç örneklerini,Nesren’e ait Adige etiolojik (nedenbilim) söylencelerinde,ayrıca “Сэтэнай къэгъагъ/Setenay qeğağ” (Setenay Çiçeği) ve “Тыгъэр пчыхьэрэ къызфызэтэуцорэр/Tığer pçıhere qızfızeteutsorer” (Güneşin akşamleyin-batmadan hemen önce- duraklayıvermesi)  vb gibi öykülerde de görebiliyoruz.


       Nart öykü,türkü ve şarkılarında,sözgelişi su verilerek çelikleştirilmiş insan bedeninde bazı zayıf yerlerin  kalabileceği gibi eski inanç türlerine de rastlanmaktadır. Örneğin,Savsırıko’nun böylesine zayıf yerleri dizleriydi.Savsırıko bir ateş topu  biçiminde doğduğunda,annesi Setenay-guaşe,bebeği Demirci Tlepş’e götürüp su vermesini  (suya daldırmasını) sağlamıştı.Tlepş çocuğu maşa ile dizlerinden tutup yedi kez suya daldırmış,“çocuğun vücudu çelik gibi sertleşmişti” diyor Adige öyküsü,“Ama demir  maşa ile tutulan dizleri, su değmediğinden yumuşak kalmıştı”.Bu nedenle ok saplanmayan ve kılıç işlemeyen Savsırıko’nun vücudunun zayıf yerleri dizleriydi.Bu özelliğiyle Savsırıko,Greklerin Akhilleus’una (Aşil) benzemektedir.


        Aşil  doğduğunda,annesi Fetide onu  suya  daldırıp vücuduna su  vermiş, çelikleştirmişti.Parmakları ile tuttuğu çocuğun topukları,su değmediğinden yumuşak kalmıştı  (Aşil’in topuğu).


        Adige yiğitlik destanındaki halk anlatılarının çoğu gerçekçi bir kuruluş sergilemektedir,ancak şimdi sunacağımız bazı örnekler fantastik insan beğenilerine uygun bir biçimde süslenip güzelleştirilmiş,çekici ve ilginç kılınmış ve sanatsal öğelerle bezenmişlerdir.Örneğin Hımışıko Peterez’in (Хъымыщыкъо Пэтэрэз) bebeklik dönemini bir anımsayalım:


 


             “...Çınarın serti beşik ucu,


                  Şimşirin serti beşik kenarı,


                  Ceylanın sırt derisi beşik ipi,


                  Kamışın gösterişlisi  de beşik sopası idi,


                  Peterez’i, analığı Jokoyan, bağladığında beşiğine,


              &n