KÖYLER SÜLALELER BİLGİ BANKASI UZUNYAYLA KAN BANKASI UZUNYAYLA EMLAK UZUNYAYLA TV UZUNYAYLA FORUM UZUNYAYLA RADYO ÇERKES ETHEM DOSYASI TELEFON REHBERİ

450 YIL / 144 YIL PARADOKSU

Havdukho Bislan



 

Kafkas Soykırımı ve Sürgünü 144. yılında bu sene de çeşitli etkinliklerle anıldı. Takip edebildiğim kadarıyla İstanbul’da Marmara Denizi kıyıları, Kefken ve Samsun’da da Karadeniz kıyıları anma etkinliklerinin rutin merkezleriydi. Ayrıca çeşitli Kafkas dernekleri de salonlarda yapılan içekapanık anma organizasyonları ile günü kurtardılar.



Kafkas Soykırımı ve Sürgünü’nü anma etkinlikleri bilinen içeriği ile son 18 yıldır düzenleniyor. Anma etkinliği fikri, 4-5 yıllık kısa ömrü ile SSCB sonrası Kafkasya’nın ilk yıllarına damgasını vuran Kafkas Halkları Konfederasyonu (o zamanki adı Kafkasya Dağlı Halkları Birliği)’nun 01 Haziran 1990’da Abhazya’nın başkenti Akua(Sohum)’da yaptığı olağan toplantısında ortaya atılmıştı. Birlik, aldığı kararla 21 Mayıs gününü “Sürgünü Anma Günü” kabul etmiş[1] ve yayınladığı deklarasyonla tüm dünyaya duyurmuştu.[2]

Bu yıldan sonra önce anavatan Kafkasya’da bir süre sonra da diasporada da düzenlenmeye başlayan anma etkinliklerinin ilk yılları hüzünlü, heyecanlı ama geleceğinden umutlu insanların etkinlikleri idi.

Örneğin dönemin etkili yayın organlarından “Kafkasya Gerçeği” dergisi Kafkasya’da düzenlenen ilk anma etkinliklerini büyük bir heyecanla, 21-31 Mayıs 1992 tarihleri arasında Maykop, Nalçik, Çerkesk ve Sohum’da bağımsızlık savaşları ve sürgünün anısına törenler ve mitingler yapılmıştır” cümlesi ile okuyucularına aktarmıştı.[3]

Nereden nereye!

Şimdi gerek anavatanda, gerekse Kafkas diasporalarında düzenlenen anma etkinliklerinde sürgüne sebep bağımsızlık savaşlarından bahseden var mı?

Onu geçtik!

Miting yapılabiliyor mu?

Bu soruyu özellikle soruyorum?

Çünkü mitingler, etkinliklerin ne kadar toplumsallaştığının en önemli göstergesi.


Abhazya’nın Gürcistan’a, Çeçenya’nın Rusya’ya karşı yürüttüğü bağımsızlık savaşları ve bu savaşların sonucunda ortaya çıkan maddi ve manevi büyük yıkımlar başta olmak üzere tüm Kuzey Kafkasya’nın belirsiz geleceği, en hüzünlü anlardan bile geleceğe umut devşiren Kafkasyalıların heyecanını tüketmiş görünüyor.

Son yıllardaki kültürel ve politik etkinliklerin içeriğinin ve heyecanının zayıflamasının en önemli etkeni, bu umut eksikliği zannediyorum.

Ama ne olursa olsun, her şeye rağmen ümitvar olmak lazım.

 “Ümit Olmayınca At Koşmaz” dermiş atalarımız.

“Her karanlık gecenin bir sabahı vardır” diyerek umut aşılarmış okuyucularına bir şair.

Yine bir şair-yazar’ın dediği gibi, Kafkasya’da “henüz son söz söylenmemiştir.”

Evet. Ümitvar olmak lazım.

Çünkü, Kafkasya’da bizim de söylenecek daha çok sözümüz var.


 

Bu sene Kafkas Soykırımı ve Sürgünü’nün 144. yılını acıyla, hüzünle ve dualarla andık ama içim bu sene bir başka sebeple çok daha fazla sızladı.

Üzüldüm!..

Çok üzüldüm ve çok da öfkelendim.

Bu sene Kafkas Soykırımı ve Sürgünü’nün 144. yılına “450. Yıl Maskaralığı”nın aktör ve suflörlerinin gölgesi vurdu maalesef.

Herkesin malumudur ki anma etkinliklerinin bir kısmına katılan Dünya Çerkes Birliği (Uluslararası Çerkes Derneği) Başkanı Dzemıha Kasbolet, “450. Yıl Maskaralığı”nın baş aktörlerinden biriydi.

“450. Yıl Maskarası” aynı şahıs davet edildiği için Kefken’deki anma etkinliklerinin de başköşesindeymiş okuduklarımıza göre.

Buradaki görevi ise suflörlük yapmaktı zannediyorum.

Büyük bir pişkinlikle, şu sözlerle başlamış konuşmasına hazret:

“144 yıl önceki sürgün sonucu büyük acılar çekerek bu topraklara kadar gelen insanlarımızın torunları olan bizler”

Bu sözler bir trajedi…

Durulan bu noktada temel bir çelişki var.

144 yıl önce olanlar bir “sürgün” ise, “450 yıllık dostluk ve kardeşlik” yalan.

“450 yıllık dostluk ve kardeşlik” iddiaları doğru ise, Kafkasya’daki savaşlar, işgaller, soykırım ve sürgünler yalan.

Bu iki farklı uç iddianın ortak tek noktası, olayların kahramanları; işgalci ve suçlu Rusya ve mazlum ve mağdur Kuzey Kafkasya.


Fazla geriye gitmeye gerek yok. Sözlerin sahibini ve başkanı olduğu kurumu (UÇD- DÇB) son “450. Yıl Maskaralığı”ndaki icraatlarıyla tanıyoruz.

450. yıl kutlama organizatörleri hangi yüzle ve vicdanla 144. yıl etkinliklere katılıyorlar?

Sen dokuz ay önce (Eylül-Ekim 2007) “Adigeler 450 yıl önce Rus Çarı’nın himayesine girmişti. Biz yüzyıllardır Büyük Rusya’nın şefkatli kollarında kardeşçe yaşıyoruz, yaşayacağız” diye nutuklar at.

300 yıllık özgürlük mücadelesini, soykırımı ve sürgünleri bir kalemde sil. Kölelik zincirlerini en kutsal paye gibi boynuna as.

Sonra gel, köleliğe layık gördüğün onurlu bir halkın en acı gününde timsah gözyaşları dök.

Bu ne tezat durum?

Bu ne ikiyüzlülük böyle?

Bu bizim için, atalarının kadim özgürlük ve bağımsızlık idealini kalbinin en derin yerinde taşıyan, soykırım ve sürgünün tüm acılarını iliklerinde hisseden Kafkasyalılar için ne onur kırıcı bir durum.

Anma etkinliklerinde Dzemıha Kasbolet adlı şahsa kimse bir şey sormadı mı Allah aşkına? Kasboletov Efendi burada ne arıyorsun sen? denmedi mi?


Anma etkinliklerinden bugüne iki hafta geçti. Ne bulunduğum çevrelerde ne de takip edebildiğim sanal ortamlarda 450. Yıl / 144. Yıl Paradoksu”na dair hiçbir tepki görmedim.

Bu konuda geç bile kalıyoruz.

Üzüntümüzü ve acımızı ancak bu olaya sebep olan herkesi, tüm kişi ve kurumları kınıyarak hafifletebiliriz.

Acımızı hafifletmek bir yana, hiç bir şey yapmazsak, üç maymunu oynarsak, yarın Huzur-u Mahşer’de Kafkasya’nın yüzbinlerce kahraman şehidinin, örneğin Pşikuy Bey’in[4] yüzüne nasıl bakacağız?

Allah hepimizi “dilsiz şeytan” konumuna düşmekten korusun!

 

 

 

Notlar:






[1] Geniş Bilgi için bkz: Kafkasya Gerçeği Dergisi, Sayı: 3, s: 4-5, Ocak 1991, Samsun, ve Kafdağı Dergisi, Sayı: 43/48, s: 103, Ağustos 90 / Ocak 91. Ankara

 

 


[2] Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Perez De Guellar

S.S.C.B. Cumhurbaşkanı M. S. Gorbaçov

T.C. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a

 

KAFKASYA DAĞLI HALKLARI BİRLİĞİ DEKLARASYONU

Biz Kafkasya dağlı halklarının temsilcileri, Kafkasya’nın bağımsızlık ve özgürlüğü uğruna can veren atalarımızı anmak ve yabancı ülkelere sürülen muhacir soydaşlarımıza dostluk elimizi uzatmak amacıyla Abhazya Ö.S.S.C. başkenti Sohum kentinde toplandık.

Özgürlük ve bağımsızlık aşkı, her zaman dağlı ulusal bilincinin temeli olmuştur. Bu yüce idealleri savunma mücadelesi tarihimize kahramanlık ve trajedilerle dolu nice sayfalar yazdırmıştır.

Fakat payımıza düşen en ağır sınav, Rus imparatorluğuna karşı verdiğimiz antikoloniyal mücadeledir. Çarlık hükümeti yalnız Kafkasya’yı fethetmek değil, baş eğmeyen dağlıları yok etmek ve sürmek amacını da güdüyordu. Gerçekte bu amaç, halklarımıza karşı bir soykırım olan savaşın barbarca karakterini belirlemiştir.

Savaş sırasında yüz binlerce insan açlık ve hastalıktan öldü. Sağ kalanlar dağlara sığındılar, çünkü çok sevdikleri vatanlarını terk etmeye zorlanıyorlardı. Milyonlarca sürgün-muhacir vatandan atıldı. Sersefil bırakılıp dünyaya savrulan dağlılar, vatanlarında ve gurbette pek çok acılar çektiler. Fakat bütün bu talihsizliklere, öz vatanımızda birbirimize kavuşmanın kutsal umudu sayesinde dayandık.

Sovyetler Birliği’nde cereyan eden köklü demokratik değişimler, halklarımıza bu adaletsizliği düzeltmek için tarihi bir şans veriyor.

Şuna inanıyoruz ki, XXI. yüzyılın eşiğinde Sovyetler Birliği ve Türkiye hükümetlerinin iyi niyeti, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kamuoyunun yardımıyla, Kafkasya dağlı halklarının anayurtlarında bütünleşmesini sağlayacaktır.

Kafkasya Dağlı Halkları Birliği (K.D.H.B.) adına aşağıdaki hususların gerçekleştirilmesini gerekli sayıyoruz:

1- Kafkas savaşının bitiş tarihi olan 21 Mayıs 1864, Kafkas savaşı ve sürgününün kurbanlarını anma günü olarak ilan edilmelidir.

2- Kafkas dağlıları ile dışarıdaki soydaşları arasında kültürel, bilimsel ve diğer ilişkileri kurmak için ortak bir uluslararası program yapılmalıdır.

3- Kafkas dağlılarının kendi ülkelerine dönüp, tarihi vatanlarında soydaşlarıyla bütünleşmeleri için uygun koşullar sağlanmalıdır.

 

Bu deklarasyon Abhazya’da Sohum kentinde 31 Mayıs 1990 tarihinde, otuzbin kişinin katıldığı Kafkasya Dağlı Halkları Temsilcileri mitinginde kabul edilmiştir.

 

Kafkasya Dağlı Halkları Birliği Koordinasyon Komitesi Başkanı Y. Musa Şenibe

Abhazya Halk Forumu “Aydglara”nın Başkanı S.M. Şamba

 

 


[3] Adige Maq, 23.5.1992. (Türkçesi: Kafkasya Gerçeği Dergisi, Sayı:9, s: 62-63, Temmuz 1992, Samsun.)

 

 

[4] PŞIKUY BEY’İN AĞITI

Ne kadar cesur bir kalbe sahip!

Oysa ne kadar genç,

Ve cesur olduğu kadar da cömert;

Kendi evi değildi savaştığı,

Korumak için uğruna can verdiği!

Ay-a-ri-ra.



Dinle General Zass’ın davulunun sesini!

Gör, bak nereden geliyor Kazaklar;

Korkusuz Pşikuy, onların arasına dalıyor

Davula yöneltiyor kılıcını.



Ay-a-ri-ra.

Evi sonsuza kadar çökmüş bulunuyor,

Yıkılmış çünkü direği!

Kızkardeşi ağlıyor; ne evi var,

Ne de kaçacak yeri o günden.

Ay-a-ri-ra.



Yırtıyor, parçalıyor kuzguni saçlarını,

Leipsic ipeğinden daha siyah ve parlak,

Göğsünü yumrukluyor çünkü,

Evinin direği, cesur Pşıkuy yok artık.

Ay-a-ri-ra.



Doğruca General Zass’ın üzerine sürdü atını,

Canını kurtarmak için kaçtı Zass;

Ama o da; atını alıp getirdi zafer içinde,

Atını ve süslü koşumlarını!

Ay-a-ri-ra.



O ölüm kalım gününde

İki at yordu, değiştirdi;

Fakat kendi ruhu yorulmadı,

O kadar güçlüydü ki yüreği!

Ay-a-ri-ra.



Bir aşık olarak gittiği o ülkeden

Tabutun içinde döndü!

Tuzlu göz yaşları döken annesi,

Islattı cansız yüzünü Pşıkuy’un

Ay-a-ri-ra.



“Allah’a şükürler olsun! dedi kadın ağlarken,

Bir yağmacı değildi, O;

Fakat elde kılıç öldü,

Allah ve Adige için”

Ay-a-ri-ra.



Köyün diğer bütün kadınları da,

Göğüslerini parçaladılar, ağladılar,

Eyvah ey gün! Eyvah ey zaman!

Öldü artık bizim koruyucumuz.

Ay-a-ri-ra.



Köyün diğer bütün kadınları acılı yaşlar döktüler,

İçleri yandı, koruyucularının gitmesine;

Çok iyi biliyorlardı ki, kendileri ve çocukları

Kurtulmuşlardı, Pşıkuy kılıcını çektiği zaman.

Ay-a-ri-ra.



O hayatını kaybetti, fakat

Tabutunu hala süslüyor silahları;

Orada duruyor siyah tüfeği de,

Patlattığı zaman Rusları korkuyla çökerten.

Ay-a-ri-ra.



O gün giydiği kan kırmızısı elbisesi

Bütün gün parladı, durdu,

En koyu yıldırım bulutları içinde yol alan

Bir güneş gibi.

Ay-a-ri-ra.



Kara atı, bir şahin gibi dönerken,

Pşıkuy onu savaş alanına sürdü;

Elbisesinin kolları sallanıp durdu

Kılıcını savurmasından çıkan rüzgardan.

Ay-a-ri-ra.



“Atımı alın kızkardeşime götürün!”

Dedi, can verirken Pşıkuy,

“Onun gözlerinden kanlar dökülmeli,

Diğer gözler sadece su ağlarken.”

Ay-a-ri-ra.



Ve bir şehid bu şekilde düşerken

Açıldı bütün cennet kapıları

Karşılamak için Kahraman’ı,

Erenlerle sonsuza kadar kalması için.

Ay-a-ri-ra.

 

Kaynak: Kafkas Halklarının Özgürlük Savaşı, John Longworth, Çev: Sedat Özden, sf:204-206, Rey Yayıncılık, Kayseri 1996.

 

Kaynak :Kafkasevi.com

YORUMLAR

Çerkes  { 01 Ağustos 2008, Cuma }
Valla sayın arkadaşlarım buradan Böyle Yaşasın Kafkasya Demekle olmuyor içraat lazım. Asimille olmadığımızı Göstermemiz Gerekiyor ama nerdee. Arkadaşlar size birşey diyeyimmi Evet Elbet birgün kafkasyam Özgür olacak ama Asimille olmuş soydaşlarım Gelipte diyemiyecek Burayı ben Kurtardım Yada benim Vatanım Öyle birgün gelecekki Bu diaspora torunları Uyanacak uykusundan Ama Geç olacak onlar için Amaa Öyle bir gün gelecekki emin olun Bir Avuç dedikleri Adigeler Diz Çöktürecek o Ruslara ama emin olunki onlar başı bir dik şekilde Diyecekler Worepse si ADİGE

Yakup Temel  { 24 Temmuz 2008, Perşembe }
Bu günlerde,İsrailde yaşayan Adıgelerin oluşturduğu OSMAMAFE FOLKLOR VE MÜZİK GRUBU Kafkasyadaki cumhuriyetleri ziyaret etmekte.İsrailde sadece 6 bin civarında Adıge yaşadığını hatırlatalım.Grupdaki gençlerin tamamının anadillererini rahatlıkla konuşabilmeleri ve kullanabilmeleri oradaki Adıgeleri çok şaşırtmış ve sevindirmiş.İsrailde çoçuklar 5 yaşına kadar evde anadillerini öğrendikten sonra okulda,adıgece,ibranice,arapça ve ingilizce oğrenmeye devam ediyorlar.Diğer taraftan , miliyonlarca adiğenin yaşadığı Türkiyeden giden çocuk ve gençlerin hiç birisinin ana dillerini hiç bilmemeleri ve anlayamamaları onları aynı derecede şaşırtmıişı.Kültürel yokoluşun sebebini dışarda ,şurada burada aramamak lazım.Problem bizden kaynaklanıyor,çözümde suçlama ve sloganlarla olmayacak,kendi içimizdeki bilinçli çalışmalarla olacak.

alptugrul  { 24 Temmuz 2008, Perşembe }
Kahrolsun rusya Yaşasın KAFKAS HALKLARI. Şimdilik sanalda kafanıza biniyoruz. İşallah Topraklarımızı sizlerden geri aldığımızda huzur içinde öleceğiz.

Çilem  { 23 Temmuz 2008, Çarşamba }
Sayın Yakup Temel,Bütün söylemiş olduğunuz ifadelerinizde belirttiğiniz hassas noktaların,Görmeyen gözlerinh görmesi duymayan sağırların duyması ve önce çuvaldızı kendine ,iğneyi başkasına batırması ile başlamasını diliyor. Kastettiğiniz şekilde ortak noktada ellerin yüreklerin birleşmesi dileğiyle diyor. Zamanın daha hızlı akıp geçmeden geç kalmadan,Putin'in uygulamaları ile Yok olmasına daha fazla göz yummadan treni kaçırmadan 1864ten bu yana bizlerinde aynı akıbete uğramadan üzerimizde yaptığımız eleştirilerdende anlaşılacağı üzere ne hale geldiğimiz ortada, olduğunu dil bilmeyen çocuklarımız, bunun kanıtı olduğunu var sayarsak bu gerçekle, her iki tarafında yok olma ile karşı karşıya olduğu kaçınılmazlığını bir an önce görerek Topyekün diaspora ile önüne geçilmelidir.
Yüreklerinde bir sızı duyan vatan özlemi duyan Putilere rağmen yok olup gitmemek için davamıza sahip çıkalım, davamıza güç katalım, davamıza anlam katalım.Kimliğimize değerlerimize sahip çıkalım.
Bunun için birleşelim .Birimizin acısı hepimizin acısı olsun birimizin sevinci hepimizin sevinci olsun birimizin başarısı hepimizin başarısı olsun.
Okumuş çocuklarımıza sahip çıkalım iş adamımız sahip çıksın görmezden gelmeleri bıraksın korkaklığı bıraksın. cesur adaımlar atılsın.
ASİMİLE OLMADAN YOK OLMAMAK İÇİN ,HAKLARIMIZI ,ARAMAK İÇİN ÇERKEZLER,ASETİNLER, OSETLER,ÇEÇENLER Bir havuz oluşturulsun .
Bu yola beraber çıkalım.Maddi gücü iyi olanların bu konuya eğilmesi ve gerekli desteği sağlansın .Maddi gücü az olan az çok olan çok destek versin .Saygılarımla..

Janberk Thlish'e  { 23 Temmuz 2008, Çarşamba }
Facebook.com da üyeliği bulunanlar 450. yılı saçmalığını protesto amacıyla kurulan gruba katılıp vereceğimiz tepkiye destek sağlayabilirler.

http://www.facebook.com/group.php?gid=18756372382

Yakup Temel  { 22 Temmuz 2008, Salı }
Farklı düşüncelerde olunsa bile iyi niyetli görüş ve öneriler saygı ile karşılanır.En kötüsü toplumun sorunlarına ilgisiz ve tepkisiz kalmaktır.Ben bu gün diasporadaki Kafkasyalıların kültürel kimliklerini kaybetmelerinde ve hızlıca asimile olmalarında;bu günkü Kafkasyadaki özerk cumhuriyetlerin yöneticilerinin,aydınlarının ,sanatcılarının ve halkının hiç bır kabahati ve rolü olmadığını düşünüyorum.Onların eleştirilecek yönleri yokmudur, elbette vardır ancak,bizim Türkiyedeki Kafkasyalıların eleştirilecek yönleri çok daha fazladır.Anavatan Kafkasyadaki insanları eleştirerek hatta suçlayarak bir yere varamayız ve ayrıca büyük haksızlık olur.Türkiyede miliyonlarla ifade edilen sayıda Kafkas kökenli insan yaşamakta ancak, 1.Toplumsal ve kültürel sorularımıza sahip çıkan politikacı,sanatcı,gazeteci,tarihci ve bilim adamı çıkarabiliyormuyuz? 2.Ekonomik olarak niye bukadar güçsüzüz? 3.Binlerce yıldır günümüze kadar gelebilmiş kültür ve dilimizi en azından aile içinde çocuklarımıza aktarmakta niye bu kadar bilinçsiz ve vurdumduymazız?4.Sivil toplum kuruluşları olarak nye organize olup,kültürümüzün korunması yönünde demokratik ve barışcıl taleplerde bulunmuyoruz?İşte gercek problemlerimiz!Yoksa bu sorunlarımızın sebebi ve bunları çözmemize engel olanlar Kafkasyada yaşayan yönetici,aydın ve bir avuç insan mı?Bugün koskoca Rusya federasyonuna dahil Kafkasyadaki cumhuriyetlerde nufusumuzun 1miliyon bile olmadığını unutuyoruz.Hangi insan gücü,ekonomik ve siyasi güç ile hangi tavır ve duruşu gösterebileceksiniz?Göstermeye kalkarsanız halka iyilik mi etmiş olacaksınız yoksa tam tersine büyük zararlarımı olacak?Kaldıki şu anda kültürel kimliklerini korumada bütün eksikliklerine rağmen diasporadan çok daha iyi durumdalar.Okullarda qnadilde eğitim,anadilde tv ve radyo yayını,gazete ve dergi basımı yapılmakta .Bugün diasporadaki Kafkasyalıların asimile olmadan kültürel kimliklerini korumada azda olsa bir şansları olacaksa,buda ancak Kafkasya ile işbirliği yaparak olacaktır.Peki bu nasıl sağlanacak?Bu da ancak köprüleri atmadan ,kullandığımız dil ve söylemlerimize dikkat ederek olacaktır.Ağır söylem ve eleştiriilerin ne bize nede Kafkasyadaki insanlarımıza bir faydası olacaktır,tam tersine insanları birbirinden uzaklaştıracaktır.Söyledikleriniz doğru olabilir ama acaba FAYDALImı? mı?Lütfen bu noktaya dikkat edelim,bu nokta çok önemli.Son zamanlarda sürekli 450. ve 144. yıldönümleri dile getiriliyor.Biz kendi gerçeklerimizi ne derece dile getirebiliyor ne derecede tepki verebiliyoruz ki,onların Kafkasya ile ilgili gerçekleri dile getirmelerini vetepki göstermelerini bekleyelim? Tarihi bilelim ancak geçmişe takıklı kalıp bugünümüzü ve geleceğimizi tehlikeye atmayalım.Geleceğimizi aydınlatacak olan ağır söylem ve düşmanlıklar değil,dostluk ve yapıcı diyalolglardır.Büyük sürgün sonrası onca zorluğa rağmen anayurtta kalarak bugün bize tekjrar Kafkasya ile buluşma olanağı veren anayurttaki insanlarımıza ancak teşekkür borçluyuz.

Nart beslan  { 22 Temmuz 2008, Salı }
Sayın Bislan, Karaladığınız şahısı Kefkende tanıdık ve hiçte sizin yazdığınız gibi olumsuz biri değil.Klavye arkasından istediğini yazmak kolay o şahıs dediğiniz Kabardeyden gelip Kefken'e katıldı,siz katılmamış okumuşsunuz.İşte sizin gibi düşünenlerin iş yapanlarla arasındaki fark budur.Bu işler oturduğun yerden 3-5 dernek açıp tabela koymakla olmuyor,yapılan her etkinliği kendine yontmaklada olmuyor.Yani saçmalamışsın vesselam.

WOTEY WUMAR  { 21 Temmuz 2008, Pazartesi }
KAHROLSUN IŞGALCI RUSYA VE ONUN YERLI IŞBILKCILERI
YAŞASIN MAZLUM VE MAĞDUR KAFKAS HALKLARI
YAŞASIN ÖZGUR KAFKASYA


YORUM YAZIN

Ad-Soyad:
E-Posta:
Mesaj:

KÖŞE YAZILARI
Sömürge Mirası: Kabileci Milliyetçilik
Demokrası Ve Insan Hakları Nerede
Bir Projemiz Var Mı ? ( 2 )
Teterız Efendim
Yedi Ay Savaşları (mezibl Zawe)
Enformasyon Ve Propaganda
Ölümünün 137. Yıldönümünde İmam Şamil'i Anmak Ve Anlamak
Bırıkımlerımız Tek Havuzda Bulussun!..
Mefewud Nartan - Kaynana Semra, Şamil Tayyar Ve Tuncay Güney
'hayatımda İki Şeyi Bilmiyorum: Unutmak Ve Korkmak!'
Garip Bir Ülke Masalı
Nefo'nun Ayakkabıları
Bir Dil Bir İnsandır !
Çeçenistan Da Her Şey İyiye Gidiyor(muş)
Fethullah Hoca Ve Biz
Imam Safıı'nın Mezheb'ı
Şamil Tayyar Şovenizminden Hediye: Toplumsal Mazoşizm!..
Ankara'nın Taşına Bak Gözlerimin Yaşına Bak
FORUMLARDAN

© 2005-2006 Uzunyayla.com. Aksi belirtilmeyen tüm yazıların yayın hakları sitemize aittir. Kaynak gösterilmek koşuluyla alıntı yapılabilir.
   SİTEMİZİN HİÇBİR DERNEK VE VAKIFLA İLİŞKİSİ YOKTUR   

Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
En iyi görünüm için 1024x768+ ekran çözünürlüğü ve Mozilla Firefox tarayıcı kullanmanız tavsiye edilir.

PASİFİK YATIRIM LTD.ŞTİ.

BerkmaX Emlak Ofisi Www.BerkmaX.com info@BerkmaX.com

 

counter easy hit

Istatistik